30 Ağustos 2007 Perşembe

İnsanların Dünyası


Bir insan öldü mü bilinmedik bir dünya da birlikte ölür.



Gerçekten de, hiçbir zaman, hiçbir şey dolduramayacaktır yitirilmiş arkadaşın yerini. İnsan kendine eski arkadaşlar yaratamaz ki.Bunca ortak anının, birlikte yaşanmış bunca zor saatin,bunca bozuşmanın, bunca barışmanın, bunca devinimin yerini hiçbir şey tutamaz. Yeniden kurulamaz bu dostluklar. Bir meşe ağacı dikip de çabucak gölgesinde barınmayı ummak boşunadır.


Yaşam böyledir. Önce zenginleşmişizdir, yıllar yılı ağaç dikmişizdir, sonra yıllar geçer, zaman bu çalışmayı bozar, ağaçları yıkar. Arkadaşlar, birer birer gölgelerini geri alırlar bizden. Bundan böyle yaşlanmanın sinsi üzüntüsü karışır yaslarımıza.


Yalnızca maddesel zenginlikler için çalıştık mı zindanımızı kendi elimizle kurarız. Yaşamaya değer hiçbir şey sağlamayan değersiz paralarımızla, yapayalnız kapanırız bu zindanın içine. Gerçektende, yalnızca maddesel zenginliklere kavuşmak umuduyla çabalayanlar yaşamaya değer hiçbir şey elde edemezler.


Anılarım arasında dilimde sürekli bir tat bırakmış olanları araştırdım mı, yaşamımda bir önem taşımış saatlerin dökümünü yaptım mı bana hiçbir servetin sağlamayacağı anıları,saatleri buluyorum.


Birlikte yaşanmış, çetin olaylar sonunda bir daha kopmamasıya bağlanmış bir arkadaşın dostluğu satın alınamaz.


Yaşam bizi arkadaşlardan uzaklaştırır belki, onları fazla düşünmemizi önler, ama bir yerlerdedirler işte, nerede pek bilinmez,sessiz unutulmuş durumdadırlar,ama öylesine sadıktırlar ki! Yollarına çıkacak olursak, güzelim sevinç alevleri içinde omuzlarımızdan tutup sarsarlar bizi! Elbette, beklemeye alışkınız biz.


Ama, yavaş yavaş, bu dostun duru kahkahasını bir daha hiç işitmeyeceğimizi, bu bahçenin bizlere bir daha açılmamasıya kapandığını anlarız .Bizim gerçek yasımız o zaman başlar işte, hiç de öyle yürek parçalayıcı değildir,ama biraz buruktur.


İnsanların, kinlerinin,dostluklarının, sevinçlerinin bu uçsuz bucaksız oyunu ne incecik bir dekor içinde oynanıyor! Hala ılık bir lav üzerindeymişler gibi tehlikedeyken, geleceğin kumlarının, karlarının tehdidi altındayken, insanlar bu ölümsüzlük duygusunu nerden çıkarıyorlar? Uygarlıkları kolaylıkla silinebilecek birer yıldızdan başka bir şey değil: bir volkan, yeni bir deniz, bir kum yeli yerle bir edebilir bu uygarlıkları.


Uzaklık değildir uzaklaşmanın ölçüsü.Bizim orada bir bahçenin duvarı Çin seddinden daha giz saklayabilir içinde, sessizlik de bir genç kızın ruhunu kumların derinliğinin Sahra vahalarını koruduğundan daha iyi koruyabilir.


Yalnız ruh yaratabilir insan’ı, balçığa soluk katan Ruh.




Antoine de Saint - Exupery İnsanların Dünyası

5 yorum:

vasati46kromozom dedi ki...

çok ilginçtir seninle aşağı yukarı aynı saatlerde Antoine de Saint Exupery hakkında yazı yazmışız. ilginç...

mathy dedi ki...

ah küçük prens ah!!!

[turshu] dedi ki...

*ikimizin de 46 kromozomu olması dışında bir ortak noktamız daha çıktı, hahaa.. hadi gel karedeş olalım :)

[gerçekten çoook ilginç???]

*tekrar okuyorum..

vasati46kromozom dedi ki...

bir kaynağa göre küçük prens dünyada en çok okunan 3. kitapmış..
ilk ikisinin incil ve kuran olduğunu söylüyorlar... aslında bu denli önemli bir kitap...bir ara üzerine aylarca tartışılan öğrenci evlerinde bulunmuştum...

twilightstrip dedi ki...

dem!