mazi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mazi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2008 Pazartesi

Güzel Olur Diimi

Bugün bir Ankara Klasiği'ni gerçeklerştirdim yıllaaaaar sonra.. Subway'in vanilyalı kurrabiyesinden aldım, küçük ısırıklarla kemirdim ki, çabuk bitmesin..

Ankara Klasiği dediysem; benim körpe bir lisans öğrencisi olduğum ve orda yaşadığım dönemlerin sıkça tekrarlanan davranışından bahsediyorum.[E-renin kulakları çınlasın diyesim geldi]

Eski tadı alamadım ama .. Ne de olsa herşeyin bir ömrü war, bu zaman diliminde aynı şeyi beklemenin bir anlamı yok.

Haa neyseki çok pahali bişi diildi. Sadece ve sadece 8,5 Milyor Eski Türk Lirası!!!

O diil de şimdi burda bi Soğan olsa, indirsen tepesine yumruğumu ayırsam ikiye??



11 Aralık 2007 Salı

İnsan Özlüyo Canıım..


Örgü diyince aklıma geldi,
.

Hey gidi eski günler...

14 Ekim 2007 Pazar

...


[...] Kantinde bazen köfte yapıyorlar, bugün de yapacaklardı. Saat 6'da kantine gittim, sonra 7'de.. kantinci her seferinde köftenin 8'den sonra çıkacağını söyledi. Yurtta olmak o kadar sıkıcıydı ki, dayanamadım daha sıkıcı bir şey yaparak ve kantinde oturmaya karar verdim. Benim dışımda 3 kişi daha vardı, onlar maç seyretmek için ordalardı. Ben de yaklaşık 40 dakika maç seyrettim. Sonra bir mucize oldu ve kantinci yanıma geldi, elinde ekmek arası köfte ile. Herhalde halime acımış olacak... Buraya geldiğimden beri bana yapılan en büyük iyilikti bu. [...]

Kendi anılarıma sanki başkasının yaşantısına şahit oluyormuş gibi yabancı olmamın şaşkılığı mı, yoksa "küçük yaşımda mücadele ettiklerim ve şimdi edemediklerim" mi beni bu hale getiren...

25 Eylül 2007 Salı

ben artık ÖYLEyim


ayy bir gün batımı keyfi yapmışım, artık her gün orda batsın istiyorum



  • bir insan düşünün, çantasının cep telefonu gözünde acıkma ihtimaline karşı haşlanmış yumurta taşısın...


konuşmadığı zaman mutsuz olan bir rehberle tanıştık (taam bee, sırf gözlerinin hatrna koydum fotoyu)


ne dediği kesinlikle anlaşılmayan 3,5 yaşında bir velet "baccaklarrra bak!! baccaklarrra bak!!" şeklinde konuşmayı söktü:)



  • başka bir insan dünüşün, haşlanmış yumurtaya "bu artık evcil bir hayvan, hhmm.. mesala fare" desin..


canlarım...


  • daha başka bir insan düşünün, arkadaşının faresinin üstüne oturmak suretiyle ölüme sebebiyet versin ve bu yüzden vicdan yapıp arkadaşına yeni bir haşlanmış yumurta hediye etsin...

hahaa..

30 Ağustos 2007 Perşembe

İnsanların Dünyası


Bir insan öldü mü bilinmedik bir dünya da birlikte ölür.



Gerçekten de, hiçbir zaman, hiçbir şey dolduramayacaktır yitirilmiş arkadaşın yerini. İnsan kendine eski arkadaşlar yaratamaz ki.Bunca ortak anının, birlikte yaşanmış bunca zor saatin,bunca bozuşmanın, bunca barışmanın, bunca devinimin yerini hiçbir şey tutamaz. Yeniden kurulamaz bu dostluklar. Bir meşe ağacı dikip de çabucak gölgesinde barınmayı ummak boşunadır.


Yaşam böyledir. Önce zenginleşmişizdir, yıllar yılı ağaç dikmişizdir, sonra yıllar geçer, zaman bu çalışmayı bozar, ağaçları yıkar. Arkadaşlar, birer birer gölgelerini geri alırlar bizden. Bundan böyle yaşlanmanın sinsi üzüntüsü karışır yaslarımıza.


Yalnızca maddesel zenginlikler için çalıştık mı zindanımızı kendi elimizle kurarız. Yaşamaya değer hiçbir şey sağlamayan değersiz paralarımızla, yapayalnız kapanırız bu zindanın içine. Gerçektende, yalnızca maddesel zenginliklere kavuşmak umuduyla çabalayanlar yaşamaya değer hiçbir şey elde edemezler.


Anılarım arasında dilimde sürekli bir tat bırakmış olanları araştırdım mı, yaşamımda bir önem taşımış saatlerin dökümünü yaptım mı bana hiçbir servetin sağlamayacağı anıları,saatleri buluyorum.


Birlikte yaşanmış, çetin olaylar sonunda bir daha kopmamasıya bağlanmış bir arkadaşın dostluğu satın alınamaz.


Yaşam bizi arkadaşlardan uzaklaştırır belki, onları fazla düşünmemizi önler, ama bir yerlerdedirler işte, nerede pek bilinmez,sessiz unutulmuş durumdadırlar,ama öylesine sadıktırlar ki! Yollarına çıkacak olursak, güzelim sevinç alevleri içinde omuzlarımızdan tutup sarsarlar bizi! Elbette, beklemeye alışkınız biz.


Ama, yavaş yavaş, bu dostun duru kahkahasını bir daha hiç işitmeyeceğimizi, bu bahçenin bizlere bir daha açılmamasıya kapandığını anlarız .Bizim gerçek yasımız o zaman başlar işte, hiç de öyle yürek parçalayıcı değildir,ama biraz buruktur.


İnsanların, kinlerinin,dostluklarının, sevinçlerinin bu uçsuz bucaksız oyunu ne incecik bir dekor içinde oynanıyor! Hala ılık bir lav üzerindeymişler gibi tehlikedeyken, geleceğin kumlarının, karlarının tehdidi altındayken, insanlar bu ölümsüzlük duygusunu nerden çıkarıyorlar? Uygarlıkları kolaylıkla silinebilecek birer yıldızdan başka bir şey değil: bir volkan, yeni bir deniz, bir kum yeli yerle bir edebilir bu uygarlıkları.


Uzaklık değildir uzaklaşmanın ölçüsü.Bizim orada bir bahçenin duvarı Çin seddinden daha giz saklayabilir içinde, sessizlik de bir genç kızın ruhunu kumların derinliğinin Sahra vahalarını koruduğundan daha iyi koruyabilir.


Yalnız ruh yaratabilir insan’ı, balçığa soluk katan Ruh.




Antoine de Saint - Exupery İnsanların Dünyası

20 Temmuz 2007 Cuma

e-Ren blogumu okusa .ötü patlar[mış]




Sabah uyanmaya çalışırken bu kavram, maruz kaldımığım şey.. ee kafam karıştı haliylenn??


acaba dedim kıçı açıkta kalan tek insan ben diilmiyim. zira rüyamda, kaç gündür youtube'da popüler olan yılan bebeğin büyüğünce pamuk prenses kıyafetleri içinde, genç bir hülya avşar'a dönüştüğünü gördüm. hep beraber giresun'da yaşıyorduk... hay'rolsun inşallah....


bu .ötü patlama mevzuu hedi'nin savı, desteklemek için de

diyor....
ee bari sazlı sözlü devam edelim..
ulan show nasıl must go on' sun. evli barklı adam, ben devam edemiyom, şowunu yiyiim:P
neyse bu vesileyle bütün giresun ahalisinin gözlerinden öperim..

not: gresunda hala çeşmelerinden çikolata akan sagra spesial war :))
başka bir not: artık bir sivrisinek avı için harcadığım zaman ,çocukken harcadığım zamandan daha azz...