Bir dee, içinden kurt çıkar diye kiraz yemeyen biri benim arkadaşım olamaz!
29 Mayıs 2008 Perşembe
Biri gider, biri gelir..
Bir dee, içinden kurt çıkar diye kiraz yemeyen biri benim arkadaşım olamaz!
16 Mayıs 2008 Cuma
:X
16 Nisan 2008 Çarşamba
17 Mart 2008 Pazartesi
Boşluk Doldurmaca
29 Şubat 2008 Cuma
ÖZ-ET

27 Şubat 2008 Çarşamba
Vampirle Görüşme
Lost'un izlenecek 3 bölümü war daha ama hala bilgisayarımın ses kartı bozuk. Hiç birşeyle uğraşmadığım gibi onunlada uğraşmıyorum.
Fırça yiycem diye konuşmaya korkuyorum bi de..
ee napiim, yatayım bari ;)
11 Şubat 2008 Pazartesi
Kesin değil ama..
08 Şubat 2008 Cuma
KİM??

14 Ocak 2008 Pazartesi
... Teyyare
Kürşatcan'la birkaç gündür süregelen bir mailleşme sonucunda kendisi üslübüma takıldı. Yok efendim yakışıyomuymuş, bilmem ne ;)
13 Ocak 2008 Pazar
Mal Varlığım
11 Ocak 2008 Cuma
...
mesela;
- evlenirsem düğünüme gel ;)
- ıı şey, benim gelip gelemeyeceğim belli değil :(
- ha haa benim de evlenip evlenemeyeceğim belli değil
- :D
07 Ocak 2008 Pazartesi
Güzel Olur Diimi

Eski tadı alamadım ama .. Ne de olsa herşeyin bir ömrü war, bu zaman diliminde aynı şeyi beklemenin bir anlamı yok.
Haa neyseki çok pahali bişi diildi. Sadece ve sadece 8,5 Milyor Eski Türk Lirası!!!
O diil de şimdi burda bi Soğan olsa, indirsen tepesine yumruğumu ayırsam ikiye??
01 Ocak 2008 Salı
bunalim yilbasi
insanlar etrafimizda dans ediyo ama biz buna bi anlam vereniyoruz. cunku sarhosluk bui duygu aslinda o kadat net ki neyse demetin posttu ve ben benim yalnizligimdan burada da bahsetmek istemiyom, demet bile yanimdan gitti, yeni yil benim icin ve demet icin yolunda gider ne kadar inanmasamda, allah sonumuzu hayir etsin... canlarimmmmmmmmm
30 Aralık 2007 Pazar
28

19 Aralık 2007 Çarşamba
Odamda Bişiyler Oluyor

İlk gördüğüm anı hatılıyorum, birbirimizi yeni yeni tanımaya çalıştığımız zamanları da...

11 Aralık 2007 Salı
09 Aralık 2007 Pazar
işte bu da böyle bi gündü

30 Kasım 2007 Cuma
Her Şey Çok Net!!
Eskiden olsa, moralim bozuk olduğunda kendimi alkole yatırırdım, şimdi keyfim yerien gelsin diye komşunun bebeğini sevmeye gidiyorum :'(
Neyseki bugün hava biraz daha sıcaktı.. ee yaşlılık işte soğukta kemiklerim ağrıyo..
29 Kasım 2007 Perşembe
Hayat İşte..
hahh bu yüklenedursun ;)
Çok üşüyorum.. Bildiğiniz gibi değil, öyle ki gün içinde soğuktan kendimi kasmaktan sırtım ağrıyor, yorgunluktan uyuyamıyorum falan... Oysa zavallı Hilmi gün boyunca beni ısıtmak için bütün gücüyle çalışıyor.. Eksik olmasın bu günlerde bana en büyük iyiliği yapıyor elinden geldiğince.. Nihayetinde kendisi bir UFO... hhımm ama hava bu kadar soğumadan önce kendisiyle aya bile gidilebileceğini düşünüyordum allahcanımıalsın, öle böle diil yani..
Bir takım saçmalıklardan dolayı cep telefonumdan arama yapamıyorum [alenen "parasını ödemedim de hattım aramalara kapandı" diyememenin kamuflajı]. Bu durum bana şunu farkettirdi, ulan beni kimse aramıyomuş laann!!Oysa ben sürekli telefonda olan biriyim :S demek ki neymiş bu fatura bana müstehakmış, ee o kadar çok ararsan herkeslerii oh olsunmuş...
Gizliden içlendim aranmamaya :( O yüzden telefon numaramı vericem, aramak isteyeni de sevgiyle karşılıycamm.. ayy onu bırak fw mail bile gelmiyooo!!!
Belki 1,5 ay olmuştur, canımciğerim bi arkadşımla "Paris, I Love You" adlı filmi izledik.. Pariste geçen tanışma hikayelerinin anlatıldığı [sanırım] 20 tane kısa filmden oluşuyor.. bu filmi izlediğim zaman kendisi uyuyordu, dolayısıyla bu filmi ben yalnız izlemiş oldum. Bu yüzden de paylaşmak istedim..
Filmler mi?? çok kötüler de war aralarında, çoook güzeller de :)......
17 Kasım 2007 Cumartesi
KIRILMA

12 Kasım 2007 Pazartesi
PARDON

Son 10 günde 3 defa gökkuşağı gördüm..
Hava giderek soğuyor, hele bizim burada.. Ben tedbirliyim tabi, kendime kışlık küpeler aldım..
Gün içinde nete giremiyorum, aslında giriyorum ama 15-20 dakika toplamda..
Zaten bir süredir yoğunluktanımdır, sersemliktenimdir yoksa tembelliktenimdir pekbişi yapamıyorum.. Yazamamak da bunlardan.. kızgınım kendime..
Çok sevdiğim bir arkadaşıma, “ne yazıcam yaa bilemiyorum” dediğimde “beni yaz” dedi.. sonra da ben beni anlatan bir bloğu okumam dedi.. umarım okuyodur..
Çok sevdiğim başka bir arkadaşım, bezen “Elma” olabileceğimi fark etmemi sağladı.. Hep elmayı sevecek değilim yaa.. İyiki warsın şekerim..
Bugünlerde herkes biryerlerde.. Ya uzaklaştılar ya da uzaklaşacaklar.. Ama bişi söyliim mi, “zaman ve mesafe” hiçbir şey.. Duyguyu hiç azaltmıyor, belki gündelik hayatın geyiklerinden uzak kalıyorsun ama varlığını hep taşıyorsun içinde.. Ponçik gittikten sonra senelerce kahroldum resmen, şimdi eminim ki varlığı yeter…
Saçmalıklar bana çekici geliyor sanırım, yine rahat duramıycam, yine üzülcem.. sırf merak etimden, sırf duygulu ruh halimden..
Hayat böyle bişi…
26 Ekim 2007 Cuma
Previously on "Mim"
Dün gece çoook enterasan bi rüya gördüm...
...Benden anlatmamı istemişsin*
son zamanlarda sürekli kendime tekrarladığım dizeler belki birşeyler ifade eder..
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
.
.
.
.
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
İşe de yaramıyor değil hani :)
Şimdi sıra; Mathycan, Nismis ve Evrencin'de..
Öperim..
*her zamanki gibi yoruma bakmak lazım ;)
23 Ekim 2007 Salı
20 Ekim 2007 Cumartesi
Hay Allaahh Yine Sobelendim :)

17 Ekim 2007 Çarşamba
Sevgili
14 Ekim 2007 Pazar
...

Kendi anılarıma sanki başkasının yaşantısına şahit oluyormuş gibi yabancı olmamın şaşkılığı mı, yoksa "küçük yaşımda mücadele ettiklerim ve şimdi edemediklerim" mi beni bu hale getiren...
12 Ekim 2007 Cuma
YAPILACAKLAR LİSTESİ

03] Kek yapılacak, limonlu.. :) [an itibariyle başlıyorum]
04] Çamaşır yıkanacak (du bi atıım şunları) - heh taam bunu hallettim... bundan sonra halledilenler [*] ile işaretlenecektir..
05] Bayarm tebrii için msj atanalra geri dönülecek (ayy hiç istemiyorum, ayıp ama) [çok yapmacık geldi, ben de yapmayayıım dedim]
06] Bir takım cd'ler yazılacak- Meloo aranacak CD hazır babında[*]
07] İncik-boncuk paketlenecek [*]
08] Bütün bunalrı ne ara yapıcaam konusunda bir organizasyon yapılacak [*]
09] 10 yıldır görmediim ve bana feysbukdan ve napıon ne ediyon die laf atan lise arkadaşıma, aslında 10 gün önce yazılması gereken cevap yazılacak(buna da ayıp oldu yaw) [*]
10] MFÖ'den "YALNIZLIK ÖMÜR BOYU" 500 kere daha dinlenecek ki, iiyice pekişsin :( [yuhh ulannn o kadar da deil ama üstüste 50 defa falan dinledim]
04 Ekim 2007 Perşembe
sıradan
sol elimle beyaz saçı olabildiğince -neredeyse kopacakmış kadar- gergin tutup, sağ elimdeki makasla beyaz saçı yakalamaya çalışarak "hah ulan doğru yerdeyim" diyip, emin olduktan sonra "kırrt" diye kestim.
bu işlemin tek başına yapıldığını söylemem lazım, tabi nerden bileceksiniz yalnız olduğumu. bunu bilemezsiniz ama aynaya bakarak bu işlemin çok da kolay yapılamayacağını bilebilirsiniz. en azından çocukluk tecrübelerinizden bilirsiniz. ayrıca kesilmek istenen saçın da beyaz olduğun altını çiziyorum. farketiyseniz olay adım adım zorlaşıyor. ee haliyle her beyaz saç karşılıı, 3-4 tane henuz rengi değişmemiş saçı da telef ettim.
keşke kardeşim olsaydı...
ben de bari meyva yiyim dedim..
annem hep "ben getirmesen hiç yemiyosun" der.
2 erik, 1 küçük şeftali yedim 1 tane de elma yiycem daa..
ayy kardeşim yanımda diil bari kedim olsaydı..
ama sanırım eriklerden biri sayasinde şu anda bir tane kurt sahibiyim. yani en azından bir tanesi kesin de dahasını bilemem??
aslında kedim wardı ama ailemin yanına taşınınca annem istemedi ben de kuzenime verdim. o da bi arkaşına verdi. adı Nefes..
bu blogu açtıktan sonra dedim ki "ulan 1 tane post girdim napcam ben şimdi.. aman ara ara fotoğraf eklerim, dursun bi kenarda"..
dün de bi dia gösterimine gittim.
acaba bu posta fotoğraf kosam mı??
yaa bi de daha toparlamm gereken bi iş war, ne zamandır gece çalışmıyodum
yok yaaw koymıycam foto-moto, yazmak eylemini de burda sonlandırıcam...
neyse ki yalnızca 3 tel beyazım warmış :)
02 Ekim 2007 Salı
Mim mi??
Pasını görüyorum ve
Arundhati Roy'un "Küçük Şeyerin Tanrısı" adlı kitabının 187. sayfasından,
28 Eylül 2007 Cuma
HEDİCİİM
27 Eylül 2007 Perşembe
25 Eylül 2007 Salı
ben artık ÖYLEyim
ayy bir gün batımı keyfi yapmışım, artık her gün orda batsın istiyorum- bir insan düşünün, çantasının cep telefonu gözünde acıkma ihtimaline karşı haşlanmış yumurta taşısın...
konuşmadığı zaman mutsuz olan bir rehberle tanıştık (taam bee, sırf gözlerinin hatrna koydum fotoyu)
ne dediği kesinlikle anlaşılmayan 3,5 yaşında bir velet "baccaklarrra bak!! baccaklarrra bak!!" şeklinde konuşmayı söktü:)
- başka bir insan dünüşün, haşlanmış yumurtaya "bu artık evcil bir hayvan, hhmm.. mesala fare" desin..
canlarım...
- daha başka bir insan düşünün, arkadaşının faresinin üstüne oturmak suretiyle ölüme sebebiyet versin ve bu yüzden vicdan yapıp arkadaşına yeni bir haşlanmış yumurta hediye etsin...

hahaa..
Ruhu Şad Olsun

Radikal Gazetesi yayına yeni başladığında, gündelik hayatımızda pek de yeri olmayan Radikal kelimesinin anlamının ne olduğunu açıklamak ve dolayısıyla da neden gazeteye isim olarak bunu seçtiklerin ifade etmek amaçlı çok başarılı bir reklam kampanyası hazırlamaışlardı. Reklam filmlerinden birinde Zeki Müren'in kullanıldığını hatırlıyorum İşte RADİKAL budur diye.
24 Eylül 2007 Pazartesi
21 Eylül 2007 Cuma
Kaş'tan notlar
.
.
.
en öenmlisi budur abijim!! benim gibi saç manyağı biri tutsun.... Gayet başarılı oldu tabiiki, Hediciim elini bişeye sürsün de kötü olsun, mümkün mü?? :)
ponçiğim de nihayet yılllaaaarr sonra yanımda.. canım benim yaa, gidiyo carsamba, iste tatil sonuna kadar birlikteyiz ancak. soora tekrar seneye...
eee yine üçümüz birarada olduğumuza göre, Kaş notları; huzur, eğlence, güneş, yemek, türk ka'vesi, fal-mal, geyik, tekrar huzur, muhabbet, masaj, mesaj, tekrar geyik, arada içki-miçki, kahkahanın herçeşidi... falan filan şeklinde devam ediyor...
not: aslında foto da koycaktım ama ponçik sıkıntıdan patlamak üzere.. zaten tatilim bilmem kaçıncı günü gecenin bir yarısı 3 kız internet kafenin tekindeyizz...
16 Eylül 2007 Pazar
13 Eylül 2007 Perşembe
06 Eylül 2007 Perşembe
09:30-19:00 olan mesaimiz 08:00-17:00 olarak değiştirildi.. üff yaa benim sabaan 8'inde ofiste olmam için takribi 06:15'de kalmam gerekiyor. Aslında 06:30 gayet ideal ama ben sürekli saatin çalmasını erteleyen bir insan olduumdan, uyanma payı bırakıyorum kenime.31 Ağustos 2007 Cuma
30 Ağustos 2007 Perşembe
İnsanların Dünyası

25 Ağustos 2007 Cumartesi
22 Ağustos 2007 Çarşamba
Öncesi/Sonrası
iki kuyruk: ben, kucağındaki puantiyeli şey: kardişim
bu da zirino'nun en sedii kuzeni kubily. kaybettim zandediyordum, çok sevindim bulunca bu foıotğrafı. enimin zeynep de çok sevincek..
kuzum, iyiki warsın, iyiki benim canımsın..
20 Ağustos 2007 Pazartesi
tüh yaa!!
15 Ağustos 2007 Çarşamba
Şurdan Burdan
10 Ağustos 2007 Cuma
07 Ağustos 2007 Salı
Döngü

her akşam böyle bitiyor...
04 Ağustos 2007 Cumartesi
Annemle konuştum da, aklıma geldi...
- BÖÖööü.. yapma annee yaa, ben sana sıkıntıdan patlıycam diorum, sen beni yersiz tesellilerle geriyosun durduk yere..
- HMMmm o zamaann.. sıkılanı kocaya verirler.. HahaHaaayytt [anne kahkası]
- Annee beee...
- "Bee" deme çok ayıp!!
Ayy bütün çocukluğum ve ergenlik dönemim boyunca ne zaman anneme "ölcem şimdi sıkıntıdan" desem aldıığım sinir bozucu cevaplardı bunlar...
Bu dialoğun konusuyla hiç alakası olmayan başka bir sinir bozucu cevap var ki, aynen şöyle gelişir..
- Annee canım çok feci tatlı çekiyoor :) [en şirin ifademle]
- Recel ye!!
- :S.. [bu da sanki bok yalamışım gibi bir ifade]
işte bu benim 1 numaralı sinir olduğum şeydir... Oyy oyy
Canım tombiğim acayip güsel revani yapar bu arada, bak ne zamandır yapmadı..
Not: keşke annem kocaya verme mevzusunu açtığında es geçmeseymişim :P ..
Esas NOT: Ölmek üzereyim sıkıntıdan, öyleki çığlık atmak istiyorum, koşarak uzaklaşmak istiyorum, böğürmek istiyorum.. ama ofis ortamı olmuyo işte..
02 Ağustos 2007 Perşembe
Saçma Uğraşılar
30 Temmuz 2007 Pazartesi
Sineklerin Tanrısı
Sabah bi kalktım sağ gözüm balon gibi, kesinlikle açamıyorum..ulan .bne sivriye bak, gelmiş gözkapağımdan sokmuş... hayır bide sağ gözüm daha net görüyo, bari soldan soksaydı..
bünyesi hertürlü görüntüyü kaldırmayan insanlar linki tıklamasın.. benden söylemesi
şimdi de içimi bir evham kapladı, ya gözüm böyle olursa diye......
ıyykk kuscam şimdi...
29 Temmuz 2007 Pazar
Tespit No: 0..
28 Temmuz 2007 Cumartesi
26 Temmuz 2007 Perşembe
Skör,

Eğer taamsa senin için, sen şişeleri ayarla, ben de gelir evinizin ortasına monte ederim artık.
hadi bakalım, nice mutlu yaşlara :)
AIR
özetliycek olursam; aylardır beklediğim, bir an kaybettim sandığım ama sonra tekrar bulduğum şey gerçekleşti dün gece.
o nasıl bişeydi yaa öylee... hiç umarsız bir sonsuzlık yada yalnızca 1 sn... çözemedim.
bu şarkı air'ın dinlediğim ilk şarkısıdır.. çok tadında bir başlangıç. hoş, hangi şarkısıyla başlasam çok tadında olurdu.
o günden bu güne nasıl yoğrulmuşum bu müzikle.. resmen dokularıma işlemiş...
şimdi de konser detayları
- konser öncesi minderleye yayıldım, biramı içtim, sigaramı içtim, lemanımı okudum [aslında penguen okuyorum ama...]
- orient expressions, bonus oldu, konserden önce ağzımızı tatlandıran aperatif oldu, ii oldu..
- sıcaktı, çoook sıcak. onlerdeydim [hatta ilk defa sahneye bu kadar yakındım, 2. sıradaydım gibi. ama yine uzun biri önüme geçmeyi başardı/yada ben çok kısayım/ yok yok eleman çoookkk uzun. abicim bu boyla en öne geçilmez ama. saygısız, pis herif..]
- o nasıl sessiz sedasız mütevazi bir girişti öyle, sonradan gümbürdeyen..
- vizyon, müzik, hissiyat ancak bu kadar sade bu kadar şaşalı olabilir.. hiçbirşey vaadetmeden çok şey verdiler...
- sahneden manzara böyleydi herhalde... köprünün yanar-döner görüntüsü bayaa eğlendirmiştir adamları herhal....


- şarkılar şöyledi, adamalr böyleydi demiycem, olmak lazımdı, ahh lazımdıı..
- organizasyon superdi[tuvaletler tertemizdi wallaa] bi dünya para verdim ama değdi
işte benim cephemden böyleydiii...
bir sözlük yazarı;
"-konser biletleri satışa çıktığı an, dünyanın parasını verip koşa koşa bilet alsam da,-kendim hariç çevremde bir tane adamın para vererek girdiğini görmemiş olsam da,-iki bira içip 16yeni türk lirasının ellerimden yarım saat içinde kayışını izlemek zorunda kalmış olsam da,-sahne önü dahil, en dibimdekinden en öndekine kadar odun gibi öylece durup, sadece sahneye bakanlarla çevrenlenmiş olsam da ( hayır, bir beğenmemişlik vardır, bir kayıtsızlık vardır. yanımda duran adam, ben kendisini daha fazla görmeye dayanamayacağımı anladığım ana kadar elleri cebinde sadece durdu. iki alkış et, bir iki yana doğrul. kime poz yapıyorsun? ) -aa oo başladı, başlıyor derken aynı hızla bir anda bitmiş bir konser olsa da,her şeye rağmen bana pırlanta gibi bir 24 temmuz yaşatmışlardır. ha bu da air'in göz dolduran performansından değil-ki yine de gayet güzeldi- ikilinin yaptığı müziği seviyor olduğumdan, öyle ya da böyle canlı izliyor olduğumdan ve iyi vakit geçirmek istediğimdendir.
perizad,"
boyle diyor ve bu insana birebir katılıyorum, ayrıca kendisine mail atıp yalnız değilsin demek istiyorum...
23 Temmuz 2007 Pazartesi
20 Temmuz 2007 Cuma
e-Ren blogumu okusa .ötü patlar[mış]

acaba dedim kıçı açıkta kalan tek insan ben diilmiyim. zira rüyamda, kaç gündür youtube'da popüler olan yılan bebeğin büyüğünce pamuk prenses kıyafetleri içinde, genç bir hülya avşar'a dönüştüğünü gördüm. hep beraber giresun'da yaşıyorduk... hay'rolsun inşallah....
diyor....
16 Temmuz 2007 Pazartesi
pek bi tuhafım
- haftalardır evde kimse yok, iki çift laf edicek insana hasret kaldım. ulan bari kardişim olsa da ortalıı toplasa:((
gelmedi bana
olm bütün tikitoşlar, türkbükü'nden kalkmış masstival için istanbul'a gelmiş. hayır amaç müzik dinlemek de değil. 12 Temmuz 2007 Perşembe
değişim
11 Temmuz 2007 Çarşamba
aa artık başlık yazabiliyorum:)
bugunler de böyle işte...
sinirli not: ulan başlık yazıyorum ama şimdi de müzik patladı. bi de nasıl şarkı ekliyceemi öğrencem die göbeem çatlamıştı. neyse şarkımız coldplay/such a rush.. dinleyin bari :(
09 Temmuz 2007 Pazartesi
Kapalı

Misery is a Butterfly' ı ilk dinlediğim anı hatırlıyorum..
Deli gibi albumlerini arayışımı, bi albume 17 pound verilmez diyip sonra pişman oluşumu,
İnsanlara cdlerde diskografilereini verişimi, kimsenin iplemememesini.
For The Damaged' ı hiç aralıksız kaç kere dinlediğimş hatırlamıyorum..
Metroda çocuun tekinin Anticipation dinliyor olması karşısında ona sarılmak istediğimi,
- Konserde lalelerle karşılaştım..

- Konsere 36 saatlik uykusuzlukla gittim, acayip kafaydım yani.
- İstanbul Modern konser için ii bir mekan değilmiş onu gördüm
- Bizim durduğumuz yerden ses gayet iyiydi.
- "Falling man" acayip bir düzenlemeyle sunuldu. çok etkileyiciydi, inanılmazdı.
- "In particular" dinlerken bi ara yükseldiğimi hissetim. gerçekten:)
- İlk yarısı gayet çoşkulu ve temposu yüksekken, ikinci yarısı insanın biraz daha kendine dönmesini sağlayan, daha huzurlu bir konserdi.
- Walla ne yalan söliyim ben de "Elephant woman" bekleyenlerdendim, dinleyemedik ama hiç eksikliğini hissetmedim de. öyle bi dolmuşum ki..
- Ayrıca kalabalıklar içinde yalnız olduğum bir konserdi. kesillikle yaşadığım şeyi paylaşamaıyacak durumdaydım.
- Acayip bir enejiyle ayrıldım konserden, kesinlikle beklediime değdi..
Bir kere bile Blonde Redhead dinleyip de "ne güzel müzik" diyen herkes o anı yaşasın istedim. İşte bu anı yaşayabilen şanslı insanlardan biri de Edacık..

not: biliyorum, konser nerdeyse 1 hafta önceydi ama sindirmeden yazamazdım bu postu. aksi taktirde çook uzun olabilirdi. gerçi yine de uzun ama..
03 Temmuz 2007 Salı
01 Temmuz 2007 Pazar
pazar mahmurluğu

ee peki insanın aklına gecenin 2'sinde neden waffle yemek gelir?? benim geliyo işte.. bebeğe inip 3 günlük kalori ihticamızı 5 dakika içinde aldık.
salı gününe bir yarışma projesi teslimimiz var, ben dün akşam bunları yaparken ekip arkadaşalrım gayet çalıştılar..
bu teslim yüzünden önümüzdeki 2 gün uykusuz geceler bizi bekliyor. salı akşamüstü teslim ediciiz projeyi ve 2 saat sonrada blonde redhead konserinde olucam ekipten arkadaşımla.. ulan 2 günlük uykusuzluğun, stresin üstüne konser bayaa şenlikli olucağaa benzer..
hadi bakalım
28 Haziran 2007 Perşembe
Takıldım fecii
Dinliyorum, dinliyorum, bi ezik hisseidyorum kendimi. Böyle bi aciz olma modu war...
Güzel şarkı ama
Sözlerini yaziim bari
There's a place in the sun
For anyone who has the will to chase one..And I
I think I've found mine
Yes, I do believe I have found mine
So, close your eyes and think of someone you physically admire
And let me kiss you, let me kiss you
I've zig-zagged all over America and I cannot find a safety haven
Say, would you let me cry on your shoulder
I've heard that you'll try anything twice
Close your eyes and think of someone you physically admire
And let me kiss you, let me kiss you
But then you open your eyes and you see someone that you physically despise
But my heart is open, my heart is open to you.
Rica: Lütfen birisi bana şuraya nasıl şarkı ekliyebileceğimi anlatsın [korkmayın hemen, let me kiss you eklemiycem :)]
EDİT: Let me kiss you eklemiycem dedim ama deneme amaçlı ekledim, ayrıca hedi rica etti.. es geçebilirsiniz yani:)
SONSUZ TEŞEKKÜR: Başardım, yaşasın... ben kesin çok karmaşıktır die düşünüyodun, walla ilk seferde oldu:) neyse efendim yardımlarından dolayı herkese teşekkürü borç bilirim :))
26 Haziran 2007 Salı
Dreamcatcher ve Babam

yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki kapşonlu amcanın [ki adı rick sanırım] tuvalette sıçtığı [sıçtığı diyorum ama adam içindeki yaratığı çıkartıyodur. aslında adam bunu bilinçli yapmamaktadır, o sıçıyorum zannediyor] sahnede, babam bi karmaşa yaşadı, böyle bi anladı anlamadı gibi oldu veee.... "ne yani bu adam, bu yaratığı mı doğurdu??" dedi. evet "doğurdu" dedi..
ben de:
"wallaa babişko, bu durum için doğurdu değil de şıçtı desek daha doğru olur heralde ehehehehe :D"
diyemedim ahhh diyemedimmm...
25 Haziran 2007 Pazartesi
bu kupam yok artık
ay aman pek sıkıcı bi gün, wallaa rehavet çöktü. bide kilo vermeye çalışamam rağmen deli gibi bişeyler yiyesim war ki off... ösleme not: fıstıım bu kupayı sen almıştım bana, sene bilmem kaç... çatladı kendisi kupa olarak hizmet veremiyo o yüsden ama saklamaktayım:)
24 Haziran 2007 Pazar
konu salaa

aşaadaki posta gelen yorumlar üzerien bi açılama yapıım dedim,hani nerde ve ne şekilde mal gibi dolaştım die. öncelikle şunu söyliim, o kadar maldım ki herifin teki, ben hem yürüyüp hem de fotoğraf çekmeye çalışırken çantamı açmış baya baya karıştırıo...
aa bişey hatırladım, bundan 5 sene kadar önce bi ayakkabıcının vitrininde gördüğüm sandaletlere mal gibi bakarken tetefonumu çaldırmıştım [dikkat edin, telefonumu çaldılar demiyorum, çaldırdım diyorum. çünkü mallık bende adamı resmen teşvik ettim] osnra telefon hengamesine sandaletleri de alamadım, o akşamda istanbula döndün[ ki ankarada oluyo olay] neyse tam bi sene sonra büyük beşiktaş çarşısında aynı sandaleti gördüm, direk aldım, hala çok severek tepe tepe giyerim :)
aha sivri girdi bi tane, du bi sen...
bugun bi yüzdüm bi yüzdüm bi yüzdüm. wallaa resmen kollarımdaki değişikliği hisseidyorum, gerçekten. şu biram bitsin yatcam hiç durmadan, ama epeyice de war bee..
23 Haziran 2007 Cumartesi
KARAR[LIYIM]
İçinde bulunduğum anın mekanın keyfini görmemi engelleyecek durumlar yaratmamak istiyorum.
Günlük hayatın zırva yaptırımlarını es geçmek istiyorum.
Detayları yakalamaktan asla vazgeçmemek istiyorum.
Bi umarsız devam etmek istiyorum.Boğazdan geçerken trafiğe küfretmiyim, uyanırken suratsız olmıyım, "ulan kusup ortalığı batırmayım" die içkimi en keyifli yerinde bırakmıyım, kendime daha fazla haksızlık etmiyim isityorum. Mankafa olmak istiyorum.
Belki de mankafayımdır.. Değilsen bile yakınım en azından, kim bilir..
not: bugunlerde canımı sıkan tek şey, googleda blogumu aratınca ayıp ayıp siteler çıkıyo olması. off yaa :(
21 Haziran 2007 Perşembe
rapor

- ve yine işteyimmm :)
- pek vaktim yok yine ofisde harcadığım zaman dışında ama burda da zaman iyi geçiyo bee..
- iş ortamımda çok asabiyimdir ciddiyimdir, ortamalrın gülüyümdür:P
- pazar günü su içinde ip cambazlığı yaptım, çok kolaymış lan hiç düşmedim mesela..
- kardeşim geldi sonra [kuzuuumm].. ama onu yalnızca sabah uyurken ve gece uyurken görebiliyorum. uykulu olduu için saçmalıyo biraz, hoş gerçi genelde saçma bi insan :))
- ve şu hayat hergün yeni şeyler öğretiyo insana... hiç ummazdım ama exel'in de sonu warmışşş.... düşünün yani o kadar çalıştın ki excelin dibine vurdum :D
- ne güzel yaa insanın bi derdi tasası, düşüncelerini sürekli kemiren kurları olması, ne güsel ne güsellllll...... :)))
14 Haziran 2007 Perşembe
way anasınaa..??
taşkışlaya bu kılıkta girdim ya, bütün coolumun içine ettim
jüriden sonra son sigaramı içtim ... ama
okuldan sonra ofise uğradım, patronum bana şöyle bişey ikram etti kutlama niyetine [ee patron adam, canım benim/güzel insan] neyse son sigaram demiştim ama olmadı :P
yok yok kararlıyım, bitti bu iş!! 
avlu keyfi yaptım bi güssel...
avlu keyfi yaptım bi güssel...
avlu keyfi yaptım bi güssel...
avlu keyfi yaptım bi güssel...
avlu keyfi yaptım bi güssel...
avlu keyfi yaptım bi güssel...
avlu keyfi yaptım bi güssel...
hedimin yazısını okudum, okudum, okudum, okudumm....
ne güsel yazıyo yaa, bişi diyemiyosun kilitlenip öle mal gibi bakıyosun.. canım bemim, walla benim çektiim kadar sıkıntı çekmiştir.
bugun benim günüm hediciim gerçketen, bu istediklerin de ne güsel geldi anlatamam. özlemim de yakında yanındayım die msj atmış. ohh mis misssss....
bu burcucan, kendisinin bişi sempozyumu için poster sunumu wardı. görüldüü üzre pek bi anaç davranıyo posterine :)
bu da meloo, onun poster sunumu yoktu ama bu kıyafet üstündeyken poster hazırlasaydı kesin böyle bişi hazırlardı :) okula benim jürim için geldi, ayrıca melonun her türlü desteği sayesinde bitirdim tezi, yoksa bana kalsa çoktan bırakmıştım. saol canım benim :))
sonra bi de berk war.. canım benimm.. kendisi dün okulda diildi, telefonla bağlandı...
bu üç güzel insan benim şu okuldan kazandıım en öenmli şeyler.. yani master yaptın da ne oldu derseniz, işte bunlarla tanıştım derim [tabi daa bi dünya güsel insan war.. ama bunlar canlarım:)]
butun gun tefondaydım, tebrikleri kabul ettim :P geyik bi yana bi ara teelfon kulaama kaçıcak die korktum [bazen gözlerimin buyuklüğü beni bile şaşırtıo, bakınız ispatı aşada]
kolumum da bi enterasan ???
neyse gitmeden son son bi bakkım okuluma:) [daha ofise uğriycam, ordan da eve gidicem. uykusuzluktan da ölüyorum]
sözümona juriden çıktıım gun bozcaadaya gidicektim, eve zor attım kendiimi wallaa

neyse uyudum uyandım, akşam da babamla 2 duble parlattık, ii geldi wallaa..
vee gecenin bir yarısı uykusu kaçmış bi bebek geldi bize [onun da gözleri kocaman]
ben de çaktırmadan parmaamı rakıya batırıp çocuun ağzına soktum [alışsın abicim, gençlerin elinden tutmak lasım dimi ama ]
yıllardır bitmek bilmeyen bir durumu kapattım dun. herşeyin bir ömrü var tabii ki biticekti, biraz sıkıntılıydı son zamanlarda ama özliycem bu okulumu :)
hala hafta sonu için bi yerlere gitmek gibi bi plan war ama ??
pazartesi işe geri dönüyorum çok sevinçliyim.. yaşasın çalışmakk :P
sonra, sonrası iyilik güzellik.... desem tanıdık gelirmi :)))
13 Haziran 2007 Çarşamba
yumurta-folluk ikilisini hayatımdan çıkartmak istiyorum artık!
işte bu sorunun cevabı yok bende ama kararlıyım bulucam. resmen uzman* yardımı alıyorum..
gerçi artık geçmiş olsun, cevabı bulsamda ne işime yarıycak. öğrenci kimliğimle sabahlıyacağım sondan 2. gecedeyim..
ulan ne diim ben kendime [hay .mına koyıım diycem ama insan kendine küfredemiyo ki, etsede işlemiyo bünyeye]
*uzman: bildiin psikolog
11 Haziran 2007 Pazartesi
6 Ok
09 Haziran 2007 Cumartesi
07 Haziran 2007 Perşembe
yandaş arıyorum
işte terminator serisi bunlardan biri....
Terminator-II'den bahsedicem dedim ama aslında konu ben ve film izleme modum...
john connor ve duygudan yoksun androitimiz birbirlerini tanıma aşmasındadırlar...
T: insanlar neden ağlar
J: işte bilirsin biyerin acır falan
T: tamam onu anlıyorum ama biyeriniz acımadan yada kanamdan da ağlayabiliyorusunuz, neden?
J: işte üzülürsün, içinden gelir (der ama tam ifade edemez-konu havada kalır)
.... ve filmin finali;
kötü kahraman alt edilmiş, dünya kurtarılmıştır, artık herşey çok güzel olacaktır... john,terminator ve sarah(john connor'ın annesi/ki hayranım karaktere;) artık mutlu mesut yaşacaklardır.. ama john'un hayallerini yıkan an gelir ve terminator kendini de imha etmesi gerektiğini çünkü onda da bir tane chip olduunu ve bununda tehdit oluşturabileceğini söyler.....
john ağlamaktadır....
terminator "artık neden ağladığınızı anlıyorum" der ayrılırken.... :'(
o an tek ağlayan john değildir, bendeniz de salya sümük böğürerek ağlamaktayımdır, üstelik de yalnızca ilk izleyişimde değill....
işte o zamandan beri, ne zaman "ne tür olduu hiç önemli deel en ufak göz yaşı görmiim bi filmde acayip ağlarım" desem ve karşımdakinin ikna olmamış bakışalrını yakalasam derhal "öyle ki, ben terminator'de ağlamış insanım" die devam ederim :) [dumur]
bi keresinde bi arkadaşım da bana hangisinde peki dedi, ben de 2'de diyince "ah be turshucum en acıklısı da 2. zaten" die dalga geçmişti:)
neyse diyceem oki, kendimi çook yalnız hissediyorum, bu yeryüzünde benden başka birilerinin de terminatoru izlerken ağladığını bilmeye ihtiyacım war.. :'(
06 Haziran 2007 Çarşamba
organik tarımla uğraşmaya karar verdim!!

05 Haziran 2007 Salı
04 Haziran 2007 Pazartesi
Yurdum Teyzesi
waktinde birinden duyduğum bir olayı hatırladım ve yine çoook güldüm:).... buyrun
annesiyle birlikte markete giden kız, oflaya poflaya alışverişi tamanlar ve birlikte kasaya gelirler. aldıkları ürünelri birer birer banttan geçirirken anne birden çığlık atar:
- aa kızım şey alıcaktık şey... Mr. Spak!!
kızının, kasiyerin ve sırada bekleyen insanların şaşkın bakışlarını farkeden anne:
- ayy yok Mr. Spak almıycaktık, masturbasyon alcaktık. unuttuk bak görüyomusun?? die haykırır ......
ve sessizlik..................
kız başı önde, yüzü kıpkırmızı temizlik reyonuna ilerler ... :D
02 Haziran 2007 Cumartesi
inci; çok işlevli bir süs bitkisi

çiçeklendim
bitkiler ölmeden önce zamanlı zamansız son bi defa çiçeklenirler ama ne çiçeklenme.. ömürleri boyunca ilk defa bu kadar çok çiçek verirler...not: vaktinde, şu anda kim hatırlayamadıım bi gitaristten, bir gitar telinin en güzel sesi kopmasına yakın verdiğini duymuştum... sanki taşlar yerine oturuyo??
30 Mayıs 2007 Çarşamba
tez, tez bitsin artık....

29 Mayıs 2007 Salı
27 Mayıs 2007 Pazar
sevilen bi kulmuşum...
bir iyi haber daha

koseri iptal oldu, gelmiyo die kahrolduum grup AIR , 24 temmuzda bizimle..
ustelik de babylon gibi dapdaracık bi mekan yerine onlara yakışır bi mekanda Kuruçeşme Arena'da.. hoş orasıda pek ahımşahım bir yer diil ama, en azından geniş anacım
not: hala link verememekteyim, artık gerizekalı olduğumu düşünücem, yada bi ayrıntıyı kaçırıyorum.. neyse detayları öğrenmek isteyenler biletix'e bakabilir...
EDIT: Bu yazıda bi cenabetlik var, kesinlikle link veremiyorum... "nerde yanlış yaptıımı anladım du bi yazıyı düzeltiim" dediim arkadaşlarada mahçup oldum şimdi, neyse kusura bakmayın artık :))
26 Mayıs 2007 Cumartesi
Alice's Adventures in Wonderland

24 Mayıs 2007 Perşembe
[.......]

21 Mayıs 2007 Pazartesi
neredeyse 6 senedir görmediğim insanlar [insanlar diyebiliyorum bilmem kaç senelik arkadaşlarımı tanımlamak için... şimdi farkettim] vardı dün akşam yanımda [yada ben onların yanındaydım] ...hemen herkesde dikkatimi çeken şey, gözlerin kenarlarındaki çizgiler....
bu çizgilerden mi yoksa geçen zamandan mı kaynaklanıyor bakışlardaki yabancılaşma onu çözemedim. sadece bakabildim insanlara, kenarları çizgili gözlerimle..
17 Mayıs 2007 Perşembe
yorulmuşum bee..
herşeyden o kadar sıkılıyorum ki, şuraya bişeyler yazıım/ekiliim diorum onu bile yapmıorum, sayfayı kapatıorum.. bugun tam bişey yazasım tuttu modemin azizliine uğradım~sinir oldum.... biraz geçmişte dolandım unuttuum bi anı yakaladım ve beraberimde getirdim..
sanırım saçımı kestirceem... efet efet kestircem..
12 Mayıs 2007 Cumartesi
sevinsem mi üzülsem mi bilemedim...

bir kötü haber.... iptal edildi........ ben bittim been... walla çok koydu

09 Mayıs 2007 Çarşamba
...."Isaret ederken birine, 3 parmagimiz kendimize donuk duruyor"
hediciim, izninle başlığını kullanıyorum... saol anımsattığın için....
benim çocukluğumda çarşıya çıkılırdı. minibüsten iner inmez bi simitçi bulunur, simitleri yerken de vitrin bakılırdı..
annenin arasıra çocuk için tuvalet bulması gerekirdi, bazen de çocuğu kucağında taşıması.. ama yine de huysuzluk yapmazdı çocuk...
çok talihsiz bir gün olması gerekirdi ki baloncu görülmesin..
benim çocukluğumda balon satan insanlar vardı sokaklarda. uzunca bi sopanın etrafına bağlanmış uçan balonlarla ordan oraya gezerlerdi. hepbir aradayken ucan balonlar, çook büyük bir üzüm salkımına benzerlerdi gökyüzünde salınan. o salkımın hepsini isterdi çocuk, ama payına yalızca 1 tane düşerdi.
uçan balon anne tarafından çocuğun el bileğine dikkatlice bağlanır, ucuna bide fiyonk atılırdı. çocuk annesine sıkı sıkı tembihlerdi sağlam düğüm atmasını, korkardı çünkü balonun kaçmasından..
bileğinde rengarenk balonu, dans ederek giderdi eve.. eve gidip de bir an önce balonun serbest bırakmak isterdi. sadece evin içindeyken korkamadan oynayabilirdi balonuyla.. ama bunu hiç başaramazdı. mahalleye girer, sokakta oynayan arkadaşalrını görür ve hep beraber başlarlardı balonla oynamaya ama balonun ipini hep sağlam tutmak koşoluyla..
.
.
.......oyunun en keyiflendiği yerinde balon birinin elinden kurtuluverirdi...
daha yeni başlamışlardı oysa,
hevesini alamamıştı bile...
çocuk geç anladı.. uçan balonların kendilerini ortaya çok az koyduklarını ve teslim olmadan kaçtıklarını...
06 Mayıs 2007 Pazar
05 Mayıs 2007 Cumartesi
03 Mayıs 2007 Perşembe
01 Mayıs 2007 Salı
ışıksız..



























