Kürşatcan'la birkaç gündür süregelen bir mailleşme sonucunda kendisi üslübüma takıldı. Yok efendim yakışıyomuymuş, bilmem ne ;)
14 Ocak 2008 Pazartesi
... Teyyare
Kürşatcan'la birkaç gündür süregelen bir mailleşme sonucunda kendisi üslübüma takıldı. Yok efendim yakışıyomuymuş, bilmem ne ;)
11 Aralık 2007 Salı
20 Ekim 2007 Cumartesi
Hay Allaahh Yine Sobelendim :)

4 Ekim 2007 Perşembe
sıradan
sol elimle beyaz saçı olabildiğince -neredeyse kopacakmış kadar- gergin tutup, sağ elimdeki makasla beyaz saçı yakalamaya çalışarak "hah ulan doğru yerdeyim" diyip, emin olduktan sonra "kırrt" diye kestim.
bu işlemin tek başına yapıldığını söylemem lazım, tabi nerden bileceksiniz yalnız olduğumu. bunu bilemezsiniz ama aynaya bakarak bu işlemin çok da kolay yapılamayacağını bilebilirsiniz. en azından çocukluk tecrübelerinizden bilirsiniz. ayrıca kesilmek istenen saçın da beyaz olduğun altını çiziyorum. farketiyseniz olay adım adım zorlaşıyor. ee haliyle her beyaz saç karşılıı, 3-4 tane henuz rengi değişmemiş saçı da telef ettim.
keşke kardeşim olsaydı...
ben de bari meyva yiyim dedim..
annem hep "ben getirmesen hiç yemiyosun" der.
2 erik, 1 küçük şeftali yedim 1 tane de elma yiycem daa..
ayy kardeşim yanımda diil bari kedim olsaydı..
ama sanırım eriklerden biri sayasinde şu anda bir tane kurt sahibiyim. yani en azından bir tanesi kesin de dahasını bilemem??
aslında kedim wardı ama ailemin yanına taşınınca annem istemedi ben de kuzenime verdim. o da bi arkaşına verdi. adı Nefes..
bu blogu açtıktan sonra dedim ki "ulan 1 tane post girdim napcam ben şimdi.. aman ara ara fotoğraf eklerim, dursun bi kenarda"..
dün de bi dia gösterimine gittim.
acaba bu posta fotoğraf kosam mı??
yaa bi de daha toparlamm gereken bi iş war, ne zamandır gece çalışmıyodum
yok yaaw koymıycam foto-moto, yazmak eylemini de burda sonlandırıcam...
neyse ki yalnızca 3 tel beyazım warmış :)
2 Ekim 2007 Salı
Mim mi??
Pasını görüyorum ve
Arundhati Roy'un "Küçük Şeyerin Tanrısı" adlı kitabının 187. sayfasından,
25 Eylül 2007 Salı
ben artık ÖYLEyim
ayy bir gün batımı keyfi yapmışım, artık her gün orda batsın istiyorum- bir insan düşünün, çantasının cep telefonu gözünde acıkma ihtimaline karşı haşlanmış yumurta taşısın...
konuşmadığı zaman mutsuz olan bir rehberle tanıştık (taam bee, sırf gözlerinin hatrna koydum fotoyu)
ne dediği kesinlikle anlaşılmayan 3,5 yaşında bir velet "baccaklarrra bak!! baccaklarrra bak!!" şeklinde konuşmayı söktü:)
- başka bir insan dünüşün, haşlanmış yumurtaya "bu artık evcil bir hayvan, hhmm.. mesala fare" desin..
canlarım...
- daha başka bir insan düşünün, arkadaşının faresinin üstüne oturmak suretiyle ölüme sebebiyet versin ve bu yüzden vicdan yapıp arkadaşına yeni bir haşlanmış yumurta hediye etsin...

hahaa..
15 Ağustos 2007 Çarşamba
Şurdan Burdan
4 Ağustos 2007 Cumartesi
Annemle konuştum da, aklıma geldi...
- BÖÖööü.. yapma annee yaa, ben sana sıkıntıdan patlıycam diorum, sen beni yersiz tesellilerle geriyosun durduk yere..
- HMMmm o zamaann.. sıkılanı kocaya verirler.. HahaHaaayytt [anne kahkası]
- Annee beee...
- "Bee" deme çok ayıp!!
Ayy bütün çocukluğum ve ergenlik dönemim boyunca ne zaman anneme "ölcem şimdi sıkıntıdan" desem aldıığım sinir bozucu cevaplardı bunlar...
Bu dialoğun konusuyla hiç alakası olmayan başka bir sinir bozucu cevap var ki, aynen şöyle gelişir..
- Annee canım çok feci tatlı çekiyoor :) [en şirin ifademle]
- Recel ye!!
- :S.. [bu da sanki bok yalamışım gibi bir ifade]
işte bu benim 1 numaralı sinir olduğum şeydir... Oyy oyy
Canım tombiğim acayip güsel revani yapar bu arada, bak ne zamandır yapmadı..
Not: keşke annem kocaya verme mevzusunu açtığında es geçmeseymişim :P ..
Esas NOT: Ölmek üzereyim sıkıntıdan, öyleki çığlık atmak istiyorum, koşarak uzaklaşmak istiyorum, böğürmek istiyorum.. ama ofis ortamı olmuyo işte..
2 Ağustos 2007 Perşembe
Saçma Uğraşılar
26 Haziran 2007 Salı
Dreamcatcher ve Babam

yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki kapşonlu amcanın [ki adı rick sanırım] tuvalette sıçtığı [sıçtığı diyorum ama adam içindeki yaratığı çıkartıyodur. aslında adam bunu bilinçli yapmamaktadır, o sıçıyorum zannediyor] sahnede, babam bi karmaşa yaşadı, böyle bi anladı anlamadı gibi oldu veee.... "ne yani bu adam, bu yaratığı mı doğurdu??" dedi. evet "doğurdu" dedi..
ben de:
"wallaa babişko, bu durum için doğurdu değil de şıçtı desek daha doğru olur heralde ehehehehe :D"
diyemedim ahhh diyemedimmm...
21 Haziran 2007 Perşembe
rapor

- ve yine işteyimmm :)
- pek vaktim yok yine ofisde harcadığım zaman dışında ama burda da zaman iyi geçiyo bee..
- iş ortamımda çok asabiyimdir ciddiyimdir, ortamalrın gülüyümdür:P
- pazar günü su içinde ip cambazlığı yaptım, çok kolaymış lan hiç düşmedim mesela..
- kardeşim geldi sonra [kuzuuumm].. ama onu yalnızca sabah uyurken ve gece uyurken görebiliyorum. uykulu olduu için saçmalıyo biraz, hoş gerçi genelde saçma bi insan :))
- ve şu hayat hergün yeni şeyler öğretiyo insana... hiç ummazdım ama exel'in de sonu warmışşş.... düşünün yani o kadar çalıştın ki excelin dibine vurdum :D
- ne güzel yaa insanın bi derdi tasası, düşüncelerini sürekli kemiren kurları olması, ne güsel ne güsellllll...... :)))
7 Haziran 2007 Perşembe
yandaş arıyorum
işte terminator serisi bunlardan biri....
Terminator-II'den bahsedicem dedim ama aslında konu ben ve film izleme modum...
john connor ve duygudan yoksun androitimiz birbirlerini tanıma aşmasındadırlar...
T: insanlar neden ağlar
J: işte bilirsin biyerin acır falan
T: tamam onu anlıyorum ama biyeriniz acımadan yada kanamdan da ağlayabiliyorusunuz, neden?
J: işte üzülürsün, içinden gelir (der ama tam ifade edemez-konu havada kalır)
.... ve filmin finali;
kötü kahraman alt edilmiş, dünya kurtarılmıştır, artık herşey çok güzel olacaktır... john,terminator ve sarah(john connor'ın annesi/ki hayranım karaktere;) artık mutlu mesut yaşacaklardır.. ama john'un hayallerini yıkan an gelir ve terminator kendini de imha etmesi gerektiğini çünkü onda da bir tane chip olduunu ve bununda tehdit oluşturabileceğini söyler.....
john ağlamaktadır....
terminator "artık neden ağladığınızı anlıyorum" der ayrılırken.... :'(
o an tek ağlayan john değildir, bendeniz de salya sümük böğürerek ağlamaktayımdır, üstelik de yalnızca ilk izleyişimde değill....
işte o zamandan beri, ne zaman "ne tür olduu hiç önemli deel en ufak göz yaşı görmiim bi filmde acayip ağlarım" desem ve karşımdakinin ikna olmamış bakışalrını yakalasam derhal "öyle ki, ben terminator'de ağlamış insanım" die devam ederim :) [dumur]
bi keresinde bi arkadaşım da bana hangisinde peki dedi, ben de 2'de diyince "ah be turshucum en acıklısı da 2. zaten" die dalga geçmişti:)
neyse diyceem oki, kendimi çook yalnız hissediyorum, bu yeryüzünde benden başka birilerinin de terminatoru izlerken ağladığını bilmeye ihtiyacım war.. :'(
4 Haziran 2007 Pazartesi
Yurdum Teyzesi
waktinde birinden duyduğum bir olayı hatırladım ve yine çoook güldüm:).... buyrun
annesiyle birlikte markete giden kız, oflaya poflaya alışverişi tamanlar ve birlikte kasaya gelirler. aldıkları ürünelri birer birer banttan geçirirken anne birden çığlık atar:
- aa kızım şey alıcaktık şey... Mr. Spak!!
kızının, kasiyerin ve sırada bekleyen insanların şaşkın bakışlarını farkeden anne:
- ayy yok Mr. Spak almıycaktık, masturbasyon alcaktık. unuttuk bak görüyomusun?? die haykırır ......
ve sessizlik..................
kız başı önde, yüzü kıpkırmızı temizlik reyonuna ilerler ... :D


