11 Ocak 2008 Cuma

...

Büyük anlarda söylenenler hep küçük şeyler olurmuş...


mesela;
- evlenirsem düğünüme gel ;)
- ıı şey, benim gelip gelemeyeceğim belli değil :(
- ha haa benim de evlenip evlenemeyeceğim belli değil
- :D

7 Ocak 2008 Pazartesi

Güzel Olur Diimi

Bugün bir Ankara Klasiği'ni gerçeklerştirdim yıllaaaaar sonra.. Subway'in vanilyalı kurrabiyesinden aldım, küçük ısırıklarla kemirdim ki, çabuk bitmesin..

Ankara Klasiği dediysem; benim körpe bir lisans öğrencisi olduğum ve orda yaşadığım dönemlerin sıkça tekrarlanan davranışından bahsediyorum.[E-renin kulakları çınlasın diyesim geldi]

Eski tadı alamadım ama .. Ne de olsa herşeyin bir ömrü war, bu zaman diliminde aynı şeyi beklemenin bir anlamı yok.

Haa neyseki çok pahali bişi diildi. Sadece ve sadece 8,5 Milyor Eski Türk Lirası!!!

O diil de şimdi burda bi Soğan olsa, indirsen tepesine yumruğumu ayırsam ikiye??



1 Ocak 2008 Salı

sarhos eko

demet senden izinsiz yaziyi yayinladigim icin ozur dilerim sarhosmuyum neyiiimmm

bunalim yilbasi

ulan bu blog amma da hastalikmis..... ekoyla oturmus post yazmaya calisiyoruz, tipki onun aliskin oldugu gibi sarhos kafa...

insanlar etrafimizda dans ediyo ama biz buna bi anlam vereniyoruz. cunku sarhosluk bui duygu aslinda o kadat net ki neyse demetin posttu ve ben benim yalnizligimdan burada da bahsetmek istemiyom, demet bile yanimdan gitti, yeni yil benim icin ve demet icin yolunda gider ne kadar inanmasamda, allah sonumuzu hayir etsin... canlarimmmmmmmmm

30 Aralık 2007 Pazar

28



Çok sevdiğiniz birinin size "varlığın yeter" demesinden sonra geçen zaman içinde bakışlarındaki boşluğu görmek ne büyük bir acıymış..

Sevgiye sonsuz güvendiğimi farkettim. Oysa ki ölçülebilir bişi değil ki sevgi, bu güven nerden geliyo anlayabilmiş değilim.. kızgınım kendime [olmamalıyım o ayrı]..


Zaman, tesadüf, değişim, algılama, uygulamaya geçme, kader, yer değiştirme, opsiyonlara açık olma, sınırlar çizme, sınırları geçme, asla yapmam dediklerini farketmeden yapma, güvenmekten wazgeçme, güvenebilmeye ihtiyaç duyma, rol yapma, kendin olma.. çok yükleniyorum galiba.. neyse..

Dün geceden beri beynimin bi tarafında "All those moments will be lost in time, like tears in rain" yankılanıyor.. Başka bir tarafı ise avaz avaz "Bilinmezliğe güven" diyor..



İyi Seneler...


19 Aralık 2007 Çarşamba

Odamda Bişiyler Oluyor

Nice zaman sonra, biraz da zorunluluktan dolayı, çekim amaçlı ilk defa makinamı elime aldım...



İlk gördüğüm anı hatılıyorum, birbirimizi yeni yeni tanımaya çalıştığımız zamanları da...

Hissetiğim şey sadece heyecan ve keşfetme tutkusumuydu diye sorguladığım bi dönemin ardından rahatlıkla diyebilirim ki; birlikte geçirdiğimiz zaman içinde duyduğum mutluluk... her ilişkide olduğu gibi.. sonucu ne olursa olsun...



11 Aralık 2007 Salı

İnsan Özlüyo Canıım..


Örgü diyince aklıma geldi,
.

Hey gidi eski günler...

9 Aralık 2007 Pazar

işte bu da böyle bi gündü


ayyy bülent ablayla kocası bir mıck mıck olmuşlar ki evlere şenlik..

gerçektenn evlere şenlik! ma-aile oturduk izledik. benim gözlerim şaşkınlıktan kocaman oldular 8-)... babam annemin yorumlarına "olur mu canım öle saçma şey" şeklinde eşlik etti.. annem ise pek duygusal yaklaşıyo mevzuya "ayy kadıncağız bu yaşına geldi böyle bi coşku hissediyo, ne güzel ayool bırakalım yaşasın" dio.. sanki biz tutuyoruz :)) zaten olay yaş da değil yaa, neysee..


kendimi örgüye verdim. ha-gayret atkı örüyorum. henüz birincideyim, 3 kıştır bitmek bilmedi lanetolasıca..


gerçekten de torun bi başka seviliyomuş..


yazmak istediğim bişi war aslında.. kendimden bile sakladığım...

30 Kasım 2007 Cuma

Her Şey Çok Net!!

Ben kesin yaşlanıyorum :(

Eskiden olsa, moralim bozuk olduğunda kendimi alkole yatırırdım, şimdi keyfim yerien gelsin diye komşunun bebeğini sevmeye gidiyorum :'(

Neyseki bugün hava biraz daha sıcaktı.. ee yaşlılık işte soğukta kemiklerim ağrıyo..

29 Kasım 2007 Perşembe

Hayat İşte..

hahh bu yüklenedursun ;)



Çok üşüyorum.. Bildiğiniz gibi değil, öyle ki gün içinde soğuktan kendimi kasmaktan sırtım ağrıyor, yorgunluktan uyuyamıyorum falan... Oysa zavallı Hilmi gün boyunca beni ısıtmak için bütün gücüyle çalışıyor.. Eksik olmasın bu günlerde bana en büyük iyiliği yapıyor elinden geldiğince.. Nihayetinde kendisi bir UFO... hhımm ama hava bu kadar soğumadan önce kendisiyle aya bile gidilebileceğini düşünüyordum allahcanımıalsın, öle böle diil yani..

Bir takım saçmalıklardan dolayı cep telefonumdan arama yapamıyorum [alenen "parasını ödemedim de hattım aramalara kapandı" diyememenin kamuflajı]. Bu durum bana şunu farkettirdi, ulan beni kimse aramıyomuş laann!!Oysa ben sürekli telefonda olan biriyim :S demek ki neymiş bu fatura bana müstehakmış, ee o kadar çok ararsan herkeslerii oh olsunmuş...
Gizliden içlendim aranmamaya :( O yüzden telefon numaramı vericem, aramak isteyeni de sevgiyle karşılıycamm.. ayy onu bırak fw mail bile gelmiyooo!!!

Belki 1,5 ay olmuştur, canımciğerim bi arkadşımla "Paris, I Love You" adlı filmi izledik.. Pariste geçen tanışma hikayelerinin anlatıldığı [sanırım] 20 tane kısa filmden oluşuyor.. bu filmi izlediğim zaman kendisi uyuyordu, dolayısıyla bu filmi ben yalnız izlemiş oldum. Bu yüzden de paylaşmak istedim..

Filmler mi?? çok kötüler de war aralarında, çoook güzeller de :)......

17 Kasım 2007 Cumartesi

KIRILMA




Ağırlığını hissetmezsen, yükselebilirsin..



Bunca zamandır sabredip, sabredip ve yine sabredip güzel olacak diye umutla yükselirken, işte bu dersin inanamayarak... işte bu her şeyin mükafatı..
.
Sonra neyin cezasını çektiğini bile anlamlandıramadan beyaz tavşanın aslında hiç olmadığını farkedersin.. Bir müddet asılı kalırsın, düşemden önce-düşeceğini bilerek..

Kelebeğin kanat çırpışı.. Sadece tek bir kere..


...ve fotoğrafta görülmeyen, tekrar sabretmenin gerekliliğidir..sabır çözümse...[bu sefer değil]...

Sabır ve isyan arasındaki şey ince bir hatmış, yeni öğrendiğim ve tam da üstünde olduğum

Eğer anahtar deliği varsa, anahtar da olmalı
??

12 Kasım 2007 Pazartesi

PARDON


Ofisi taşıdık, orman içi bi’yer. Burada bulunmak nasıl bir huzur anlatamam.. Orman her gün renk değiştiriyor..

Son 10 günde 3 defa gökkuşağı gördüm..

Hava giderek soğuyor, hele bizim burada.. Ben tedbirliyim tabi, kendime kışlık küpeler aldım..

Gün içinde nete giremiyorum, aslında giriyorum ama 15-20 dakika toplamda..

Zaten bir süredir yoğunluktanımdır, sersemliktenimdir yoksa tembelliktenimdir pekbişi yapamıyorum.. Yazamamak da bunlardan.. kızgınım kendime..

Çok sevdiğim bir arkadaşıma, “ne yazıcam yaa bilemiyorum” dediğimde “beni yaz” dedi.. sonra da ben beni anlatan bir bloğu okumam dedi.. umarım okuyodur..

Çok sevdiğim başka bir arkadaşım, bezen “Elma” olabileceğimi fark etmemi sağladı.. Hep elmayı sevecek değilim yaa.. İyiki warsın şekerim..

Bugünlerde herkes biryerlerde.. Ya uzaklaştılar ya da uzaklaşacaklar.. Ama bişi söyliim mi, “zaman ve mesafe” hiçbir şey.. Duyguyu hiç azaltmıyor, belki gündelik hayatın geyiklerinden uzak kalıyorsun ama varlığını hep taşıyorsun içinde.. Ponçik gittikten sonra senelerce kahroldum resmen, şimdi eminim ki varlığı yeter…

Saçmalıklar bana çekici geliyor sanırım, yine rahat duramıycam, yine üzülcem.. sırf merak etimden, sırf duygulu ruh halimden..

Hayat böyle bişi…


26 Ekim 2007 Cuma

Previously on "Mim"

Sevgili Skör,

Dün gece çoook enterasan bi rüya gördüm...

...Benden anlatmamı istemişsin*
son zamanlarda sürekli kendime tekrarladığım dizeler belki birşeyler ifade eder..

yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
.
.
.
.

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

İşe de yaramıyor değil hani :)

Şimdi sıra; Mathycan, Nismis ve Evrencin'de..
Öperim..

*her zamanki gibi yoruma bakmak lazım ;)

23 Ekim 2007 Salı

Hayy ben bu..

... feysbukun ta anunagoyiim..

hadi yallaahh!! kışşt dediim..
bıraksana beni beee!!

20 Ekim 2007 Cumartesi

Hay Allaahh Yine Sobelendim :)


Tanıştığım gün bana beni çok sevdiğini söyleyen en nadir insanlardan biri olan Sevgili Evrenciğim [Yanlış anlaşımasın, aslında herkes benimle tanıştığında beni çoook sever ama nadir bir kısmı hemencecik beni sevdiğini söyler... hmmm zaten sanırım yalnızca Evren söyledi] eksik olmasın beni sobelemiş ve en doğal fotoğraflarımdan bir demet sunarsam çok bahtiyar olacağını dile getirmiş.



Ben de tabiiki, çok değer verdiğim bir jonglör olan Evrenciğimin bu ricasını geri çevirmedim ve yukarıda görmüş olduğunuz, nasıl oldu da bu hale geldiğimi bir türlü anlayamadğım fotoğrafımı koydum. Ama sanırım hiçbiriniz bu satırları okumuyorsunuzdur.. Olsun ben yine de devam ediyim ve diyim ki, bu pasa bu lezzette bir fotoğrafla karşılık vermesi gerekenler ZENOCADI, SKÖR ve H2O2..

Hadi bakıyım...



Not 01: Her zamanki gibi linkler yorumda ;)

Not 02: Evrenciğim, o zaman söylememiştim şimdi söyleyim de rahatlayım, o aletin adı TROMBON ;)

17 Ekim 2007 Çarşamba

Sevgili

Bitter Çikolata,

Yıllarca sana haksızlık etmişim, an itibariyle boşa harcadığım yılların pişmanlığını yaşamaktayım.
Bütün arkadaşlarımın ve "bitterçiko" fanlarının önünde beni affedeceğini umarak, hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağına dair söz veririm.

Saygılarımla
[turshu]

14 Ekim 2007 Pazar

...


[...] Kantinde bazen köfte yapıyorlar, bugün de yapacaklardı. Saat 6'da kantine gittim, sonra 7'de.. kantinci her seferinde köftenin 8'den sonra çıkacağını söyledi. Yurtta olmak o kadar sıkıcıydı ki, dayanamadım daha sıkıcı bir şey yaparak ve kantinde oturmaya karar verdim. Benim dışımda 3 kişi daha vardı, onlar maç seyretmek için ordalardı. Ben de yaklaşık 40 dakika maç seyrettim. Sonra bir mucize oldu ve kantinci yanıma geldi, elinde ekmek arası köfte ile. Herhalde halime acımış olacak... Buraya geldiğimden beri bana yapılan en büyük iyilikti bu. [...]

Kendi anılarıma sanki başkasının yaşantısına şahit oluyormuş gibi yabancı olmamın şaşkılığı mı, yoksa "küçük yaşımda mücadele ettiklerim ve şimdi edemediklerim" mi beni bu hale getiren...

12 Ekim 2007 Cuma

YAPILACAKLAR LİSTESİ



01] Borabora'ya foto maillenecek (çok ayıp oldu çocuua) [yaww adamın mail adresini yazdıım ajanda ofiste kalmış, msj atıım adresin lasım die geri dönmedi. ptesi yollarım artık]

02] "Kendi Merkezli" olmakla ilgili bir açıklama yapılacak (çok üşenmekteyim. belki yırtabilirim, yırtabilirmiyim??) [yırttım sanıyorum :)]

03] Kek yapılacak, limonlu.. :) [an itibariyle başlıyorum]

04] Çamaşır yıkanacak (du bi atıım şunları) - heh taam bunu hallettim... bundan sonra halledilenler [*] ile işaretlenecektir..

05] Bayarm tebrii için msj atanalra geri dönülecek (ayy hiç istemiyorum, ayıp ama) [çok yapmacık geldi, ben de yapmayayıım dedim]

06] Bir takım cd'ler yazılacak- Meloo aranacak CD hazır babında[*]

07] İncik-boncuk paketlenecek [*]

08] Bütün bunalrı ne ara yapıcaam konusunda bir organizasyon yapılacak [*]

09] 10 yıldır görmediim ve bana feysbukdan ve napıon ne ediyon die laf atan lise arkadaşıma, aslında 10 gün önce yazılması gereken cevap yazılacak(buna da ayıp oldu yaw) [*]

10] MFÖ'den "YALNIZLIK ÖMÜR BOYU" 500 kere daha dinlenecek ki, iiyice pekişsin :( [yuhh ulannn o kadar da deil ama üstüste 50 defa falan dinledim]
not: yapamadığım herşey için bir mazeret yaratabiliyorum onu analdım.. hedeflerim büyük, bundan sonra hazırladığım listelerin bütün maddelerini tamamlıycamm..

4 Ekim 2007 Perşembe

sıradan

saçlarımdaki beyazları kestim.
sol elimle beyaz saçı olabildiğince -neredeyse kopacakmış kadar- gergin tutup, sağ elimdeki makasla beyaz saçı yakalamaya çalışarak "hah ulan doğru yerdeyim" diyip, emin olduktan sonra "kırrt" diye kestim.

bu işlemin tek başına yapıldığını söylemem lazım, tabi nerden bileceksiniz yalnız olduğumu. bunu bilemezsiniz ama aynaya bakarak bu işlemin çok da kolay yapılamayacağını bilebilirsiniz. en azından çocukluk tecrübelerinizden bilirsiniz. ayrıca kesilmek istenen saçın da beyaz olduğun altını çiziyorum. farketiyseniz olay adım adım zorlaşıyor. ee haliyle her beyaz saç karşılıı, 3-4 tane henuz rengi değişmemiş saçı da telef ettim.

keşke kardeşim olsaydı...
ben de bari meyva yiyim dedim..
annem hep "ben getirmesen hiç yemiyosun" der.
2 erik, 1 küçük şeftali yedim 1 tane de elma yiycem daa..
ayy kardeşim yanımda diil bari kedim olsaydı..
ama sanırım eriklerden biri sayasinde şu anda bir tane kurt sahibiyim. yani en azından bir tanesi kesin de dahasını bilemem??
aslında kedim wardı ama ailemin yanına taşınınca annem istemedi ben de kuzenime verdim. o da bi arkaşına verdi. adı Nefes..
bu blogu açtıktan sonra dedim ki "ulan 1 tane post girdim napcam ben şimdi.. aman ara ara fotoğraf eklerim, dursun bi kenarda"..
dün de bi dia gösterimine gittim.
acaba bu posta fotoğraf kosam mı??
yaa bi de daha toparlamm gereken bi iş war, ne zamandır gece çalışmıyodum
yok yaaw koymıycam foto-moto, yazmak eylemini de burda sonlandırıcam...


neyse ki yalnızca 3 tel beyazım warmış :)

2 Ekim 2007 Salı

Mim mi??

Kadim Dostum Skörcüüm,

Pasını görüyorum ve
Arundhati Roy'un "Küçük Şeyerin Tanrısı" adlı kitabının 187. sayfasından,

...Ne Mammachi ne de Bebek Kochomma, Chacko'nun Marksist düşünce tarzıyla feodal libidosunun birbirine ters düştüğünü düşünmüyorlardı...
diyorum...
NOT 01
Pasını ofisteyken gördüm ama bu postu yazmak için eve gelmek istedim ve bütün yol boyunca "ulan inşallah şu kitap en yakınımdaki kitaptır" dedim. malum dağınık bir insanım ne çıkacağını hiç kestiremedim... (şu kitap= Otostopçunun Galaksi Rehberi). Ayy çok da güzel bir cümle çıktı, inanmazsın.. ciddi bir mücadele verdim kendimle ama "dürüstlüğü" seçtim sonunda. bahsettiğim bu güzel cümleyi yazmasını, Silgiden rica ediyorumm (kuralları bozdum biliyorum ama../bi nevi spariş yazı:)
NOT 02 -esas not-
Postlarda linkle ilgli bi sorun yaşıyorum. o yüzden linkleri yorum olarak vericem
NOT 03
Pası karşılaması gereken komşular;
İsgambilabi, Ozz ve Hedikedi.. canlarım size güveniyorum :)
*Yolunu kaybedenler için patika...